Arama
Son Yazıları
1 - KARLI DAĞLAR2 - MUTLULUK YOLCUSU
3 - BABA-KIZ SEVGİ DÜETİMİZ
4 - GECELER
5 - SEVGİ VARSA
6 - GÖKÇE KIZIM NEREDE?
7 - SEVGİLİYE
8 - Günaydın Güzel İnsanlar-5
9 - Eksikleri SEVGİ İle Ta...
10 - OLCAY KIZIM
Son Eklenen Şiirler
ŞİİR VE ADINI UNUTAN ADAMHANİ OLUR DA RASTLARIZ...
ŞEHRE VE ŞİİRE DAİR
YÜREĞİMDİR YANAŞAMADIĞ...
ARAYIŞ
NAZLI İLHAM PERİM
YAZ MEVSİMİNİN RUHA SE...
EN GÜZELİ İÇİNDEN SESS...
TÜTEN DUMANI ŞİİRİN
İLHAM BU
BELKİ DE HER AŞK BİR A...
KILAVUZUM ŞİİR
BİRAZ SEN BİRAZ BEN
İNSAN KALABİLMENİN ZAR...
ÖZLEMİN YÜKÜ AĞIR ÇEKE...
Şiirler » Sevilmenin Doyumsuz Mutluluğu
|
Bu şiir 2016-07-28 00:11 tarihinde günün şiiri seçilmiştir. |

İlkokul kitaplarımdan birinden anımsarım. Büyük önderimiz Mustafa kemal Atatürk halkının sevgi gösterilerinden mest olmuş bir şekilde iken yanındakinin sorusuyla kendine gelir:
“Efendim, bir şeyiniz yok ya?”
“Hiç bir şeyim yok.” der ve sorar: “Siz mutlaka sevmişsinizdir. Ama hiç sevilmenin mutluluğunu tattınız mı?”
O bu ülkenin kurtarıcısıdır. Sevilmek onun için normaldir. Ama onun kadar çok olmasa bile hepimizin sevenleri vardır ve zaman zaman sevilmenin doyumsuz mutluluğunu tatmışızdır.
Çalıştığım bir özel şirkette bir özel işim için bir arkadaşımdan ricada bulunmuştum. İşi gereği tanıdığı bir arkadaşına telefon etti. Bir süre görüştüler. Sesini benim duyamayacağım seviyeye indirerek sürdürürken yine de bir sözüne tanık olmuştum; “Ama bu kişi kendisini kıramayacağım bir ağabeyimdir.”
Daha eski anılarıma gidiyorum şimdi. İş yaşamımın ilk yıllarındaydı. Alışık olduğum üzere büroya zaman zaman işim olsa da olmasa da uğrar, oradaki sekreterlerin hatırını sorardım. Bir işimin çabuk halledilmesinde kısmen de olsa etkisi olur düşüncesiyle “Bu serviste en çok sevdiğim kişi sensin” derdim veya yaşının gerçeğinden daha küçük olduğunu belirten bir övgü sözü söylerdim… “Kahveniz nasıl olsun efendim?” diye sorardı bunlara karşılık…
Aslında içimdeki sevgileri o zamanlar da asla saklamam, kime olsa söylerdim. Hiçbir sebep yokken de büroya girer, yine o sözü söylerdim; “Bu serviste en çok sevdiğim kişi sensin.” Şöyle döner diğer çalışanlara, “yine bir işi düştü bana” derdi… Herhangi bir işim olmadığını fark edince de mahcup olurdu.
Bir gün bir yazı götürmüştüm ona daktiloya çekilmek üzere ve bırakıp bürodan çıkmıştım. Bir süre sonra büroya uğrayıp yazımın durumunu sorduğumda sekreterimiz kafasını bile kaldırmadan; “Tüm yazıları yırtıp çöpe attım.” Diye yanıtladı ve arkasından hıçkırıklarla ağlamaya başladı. Bürodaki diğer çalışanlar başka bir mühendis arkadaşımdan hak etmediği bir azar işittiğini söylediler. Bu gergin ortamda fazla da bir şey sormadan bürodan ayrıldım…
Başka bir amaçla, başka biriyle görüşmek üzere büroya uğradığımda bana seslendi; “Kadir Bey” dedi, “şu yazınızı imzalar mısınız? Yalnızca sizin yazınızı atmamıştım.”
Öfke, hani şu insanın kendini kaybetmesine neden olan duygu… Sonucu ne olacağını bile düşünmeden, işine son verilme tehlikesine aldırmadan değerli evrakları yırttıran veya patronun odasına daldırtan…
İşte öyle bir öfke anında bile hatırı, sevgisi saklı kalan kişilerden olmak nedir bilir misiniz?
Sizlerin de sevilen, sayılan kişilerden olmanızdır dileğim…
Kadir Tozlu
12.01.2009
Yazımı seçkiye layık gören yönetime teşekkürü bir borç bilirim...