Arama
Son Yazıları
1 - EN ÇOK DA KENDİ HİKAYE...2 - ŞİİR VE ADINI UNUTAN ADAM
3 - HANİ OLUR DA RASTLARIZ...
4 - BİR DİLEK TUT İÇİNDEN-...
5 - SUSKU DA BENİM ÇIĞLIK DA
6 - ŞEHRE VE ŞİİRE DAİR
7 - YÜREĞİMDİR YANAŞAMADIĞ...
8 - BAŞLAMALIYIM YENİDEN
9 - ARAYIŞ
10 - HASTA BAKICI- ÖYKÜ
Son Eklenen Şiirler
Aldırma geçer dertler
Benim çocuğum idi oralar
Anlamlar anlamını yiti...
Şaştım kaldım iki yüzl...
Sorgulamayan kim varsa...
Zaman su gibi geçti
Geçer gibi oldu ama ge...
Bir umut çiçeği
Göz Yaşı Oldu Zamanın ...
Gece geldi akşamın ard...
ŞİİR VE ADINI UNUTAN ADAM
ŞEHRE VE ŞİİRE DAİR
Şiirler » MİĞFERİMDEN SIZAN KAN
|
Bu şiir 2020-05-09 00:10 tarihinde günün şiiri seçilmiştir. |
Bir sözcüğü yüklenmenin verdiği o aczi yet
Miğferimden sızan kan belki de…
İçime çektiğim her sönük feri
Yâd edip aşkın titrinde kayıtlı feryadı
Muştuladılar bir kez çocukları
İskarpinleri olmayan bedenlerin ayak sesiydi
Ölümün ta kendisi
Zulme delalet bir boş vermişlik
Hakkaniyetin yittiği zamanlardan geliyoruz
Aşkın baltalandığı
Elinde satırla masumiyetin yuhalandığı
Yetmedi bir kör döğüşünde
Tarafların taraf tuttuğu o tribün ki:
Hep de seyirciye oynadığı münafık ve zalim.
Bir türbülansın sarmalında inatla direndim de
Aşka sadık bir neferdim de ne mi oldu?
Önce ağırlandım dost meclisinde
Lakin insan eti ağırdı madem
Matemimi sahiplenip ne zamanki pay ettim
En çok sevdiklerimle
Elbet kapıydı işaret parmağının ucundaki
O kavis.
Hani şehla gözlerinde sevginin
Hani kürediğim aşkta
Tabi olduğum ihanet ve ihtiras
Dönendim durdum kabrimde
Ne ölüydüm ne de yaşadığıma kani
Sevici çığlıklar duydum ardımda
Tefe koydukları sefil yüreğimle
Ait olmadığım bir dünyanın da son dansına kalktım
Mahcubiyet yüklendiğim
Katıksız saflığıma binaen
Araf’ta dolanan varlığıma hitap eden
Sadece meleklerdi.
Rabbime emanetimle canımın çıkmadığı
Canımdan can bildiklerimin
Cam fanusa sığdığı bir iltimas
Elbet düş fakiri insanlar
Yetim mizaçlı şiirleri ve çocukları…
Yetmedi kanadı kırık mazlumu da sevemedi, azizim:
Benim sevdiğim kadar matemi ve evreni
Sehven yenik düştüğüm her davada
Mücbir sebeplerle taviz vermediğim her çıkmazda
Körüklü acılarım
Yangından son kurtarılacak da bendim üstelik.
Açığa alındığım insan pazarında
Kölesi değildim işte nefsimin, iblisin
Kayda geçtim bir bir
Kaybolup da tünedim en yüksek rakıma
Aşkın hizasında boyumun cetvelle tırtıklandığı
Falakaya yatırılan düşlerim
Teninde ölümün pembeydi çehrem
Saflığıma mil çeken sayısız gölgeye
Düşen perçem
İşin aslı derviştim zamanının gerisinde
Elimde heybe
Sakladığım mazim
Kopup da gelen dünden
Yaralı ömrüm ve şüheda düşlerim.
Baltalandım
Sapmadım yolumdan lakin.
Düştüm
Kalkmasını da bildim
Ne zamanki el verdi Rabbim:
Minnet etmediğim gölgem ve gölgeliğim…
Sönmedi asla içimdeki ışık
O kör nokta ki
Şafağa kadar açıktı içimdeki ayna
Görmek değil
Göstermekle mükellef bir yeminli nefer
İhanetin zaferine itibar etmeyen
Kimin gözünde süklüm püklüm bir asalak.
İhya ettim kalbimi
Teyakkuza geçtiğim her düş vakti
Oyulsa da gözleri gördüğüm gerçeklerin
İsabet eden elbet kalp gözüme
İtibar etmediğim yeryüzü kanunları
Düşmedim de kapılıp yerçekimine
Umudumla direndim
Aşkın hükmünde küreyen illa ki yaralı mevsimdi
Elbet azat edilmediğim kadar
İnancım, kutsalım, sevgim nasıl da aşikâr.
Gülüm Çamlısoy