Arama
Son Yazıları
1 - EN ÇOK DA KENDİ HİKAYE...2 - ŞİİR VE ADINI UNUTAN ADAM
3 - HANİ OLUR DA RASTLARIZ...
4 - BİR DİLEK TUT İÇİNDEN-...
5 - SUSKU DA BENİM ÇIĞLIK DA
6 - ŞEHRE VE ŞİİRE DAİR
7 - YÜREĞİMDİR YANAŞAMADIĞ...
8 - BAŞLAMALIYIM YENİDEN
9 - ARAYIŞ
10 - HASTA BAKICI- ÖYKÜ
Son Eklenen Şiirler
ŞİİR VE ADINI UNUTAN ADAMHANİ OLUR DA RASTLARIZ...
ŞEHRE VE ŞİİRE DAİR
YÜREĞİMDİR YANAŞAMADIĞ...
ARAYIŞ
NAZLI İLHAM PERİM
YAZ MEVSİMİNİN RUHA SE...
EN GÜZELİ İÇİNDEN SESS...
TÜTEN DUMANI ŞİİRİN
İLHAM BU
BELKİ DE HER AŞK BİR A...
KILAVUZUM ŞİİR
BİRAZ SEN BİRAZ BEN
İNSAN KALABİLMENİN ZAR...
ÖZLEMİN YÜKÜ AĞIR ÇEKE...
Şiirler » TOP YEKUN FİRAR ETTİK HAFIZ
|
Bu şiir 2020-08-15 01:47 tarihinde günün şiiri seçilmiştir. |
Düşlerini tehir et, hafız
Düş iklimine ser önce benliğini
Elbet kavrulan sözcüklere sitem et ilk evvel
Kayda değer olmadığı da sanılmasın acıların
Düşkünlüğünse aşka
Ne de muteber bir gözyaşı
Az evvel bulaşan üstüme
Sitemin firarı olsa olsa
Arka bahçesinde yargıların
Bilemezler de sönmeyecek bu yangını.
Bitiminde günün, tehir et yazdığın son şiirini
Bu sefer yeni bir şiir dik yakana
Ah, Hazal’ım
Ah, muteber varlığım
Kıt kanaat geçinen kimse sevginin mealine
Düşsünler yazgımı
Kör ebe oynadığım yıllardan da kalmadı hani
Bunca soytarı yıldıza tek çaput bağlayan mıydım?
Yalnızlığın görkemli tebaasında
Salkım söğüde sızan o firari yüreğim
Güncemden mesul bir yenilgiyim
Düşkünlüğümse hayata şüphe götürür
Yalnızlığın cefasında
Tutuşan çatı katı düşlerin
Oysaki az evvel zemine serilmiştim.
Varamadım ah, varamadım onca tantana ile
İzahı vardı ya da yoktu metruk yılların
Dikenimle deldiğim balonlarım
Oysaki bir güle mazhardı
Üstümdeki ölü toprağı.
Top yekûn firar ettik, hafız
Adını unuttuğum çok mu aşikâr?
Sözcüklerin kanı ile yıkadım ben bunca acıyı
Bol keseden sevmelerin meali bildim şiiri
Şair olsam olmasam kime ne?
İnsanlığımla olmalıyım zirvede
Elbet topun ağzında mevsimin de bağcıkları
Çözülmüşken
Bayat bir figan mıydı ruhun şiarı?
Üstelik ne için düştümse yola
Üstümden dökülen kırıntılarla ne ala ne ala
Göğüsledim miladı
Şimdi yol yakınken
Göbek bağımı da kopardım mı matemden…
Gülme sakın, gülme
Sözcüklerin kasveti değil be hafız
Ömrün hicreti günbegün yanaştığım limanın da
Tutuşan lanetiyim ömrün ifası
Sancılı bir tufanda dolandığım çok mu belli?
Kayda düşsünler adımı
Adımlarımdan elbet benim mesul olan
Acının kayrasında bir yanıp bir sönen
Hangi hoyrat kıvılcımsa denk düştüğüm
Zamanı varken vursunlar sefil kalemi
Kandığım her sözcüktü çeyizimde saklı örtüden de hallice
Özümle özrümle yazmakla iştigal bir pejmürde kalem ki
Devindiğim ömrün son katresine sığmalı da.
Söylemediğim binlerce sözcük,
Yandığıma şahit Mevla’m
Şerh düştüğüm de değil son fermanım
Kayıtsız her izlekte saklı firarım
Ah, keşke mümkün olsaydı da gitsem kendimden.
Gülüm Çamlısoy